close
gaziantep

Evet evet yanlış okumadınız, Gaziantep’ten dönerken otobüste karar verdim, size 2 günde Gaziantep nasıl yenir yazısı yazmaya 🙂 Çünkü biz ciddi manada yedik her şeyi, nasıl yediğimizi şöyle açıklayayım, sadece bir restauranttan öbürüne giderken önünden geçiyoruz diye Gaziantep Kalesi’ne uğradık, ve asıl amacımız Kebapçı Halil Usta’ya uğramakken Zeugma müzesine de girdik yakın diye 🙂

Benim ilk doğu seyahatim oldu Gaziantep, diğerlerini pek bilmiyorum ama Gaziantep’te yemek yerken, hangi restaurantın ne zaman açık olduğunu bilmek önemli. Ciğerciler pazar günü kapalı mesela, beyrancılar sabah 5 akşam 5 açık, Ciğerci Ali Haydar sabah 5, sabah 9 arası açık 🙂 gibi bilinmesi gereken saatler var bunlara dikkat etmek gerekiyor.

Bunun dışında her gittiğiniz lokantada etlerin yanına muhteşem bir salata geliyor, yediğiniz en lezzetli salataları burda tadacaksınız benden demesi.

Gittiğimiz her yeri yazının sonundaki haritada etiketledim, ordan lokasyonlarına bir tık ile telefonunuzdaki harita uygulaması ile gidebilirsiniz.

Gelelim seyahatimizi ve yaptıklarımızı anlatmaya 😀 Sabah 7 uçağıyla yola çıkıp 8buçuk civarı vardık. Nerdeyse hiç beklemeden de Havaş ile yarım saatlik bir yolculukla merkeze vardık. İlk durağımız tabi ki de Gaziantep’in sabah kahvaltılarının yıldızı katmer 🙂

Katmer yemek için ilk durağımız Katmerci Zekeriya Usta 🙂 Evet geç kaldığımın farkındayım ama ben hayatımda hiç katmer yememiştim daha önceden, o yüzden ilk yediğim andaki o lezzetin verdiği hazzı unutamam. Gerçekten çok güzeldi, ben genelde bir çok şeyde kıtırlıktan daha çok yumuşaklığı severim, katmer de tam damak zevkime göreydi ve enfes bir tadı vardı. Bol fıstıklı, bol kaymaklı, yanında getirilen süt ile de güzel bir şekilde başlamış olduk Gaziantep seyahatimize 🙂

Konu katmerden açılmışken 2. günümüzde gittiğimiz Metanet Katmer‘den de bahsetmeden geçmeyeyim. O da gerçekten çok güzel yorumları hakediyor. Buradaki katmer, Zekeriya Usta’da yediğimizden biraz daha kıtırdı sadece, ama kesinlikle yanında getirilen süt çok daha lezzetliydi burada. Ben ikisini de denediğimiz için gerçekten mutluyum, ufak farklılıkları olan iki leziz katmer yiyerek bu seyahatten dönmüş olduk, bu da bana yeter de artar bile.

Katmer sonrası, otelimize yerleşip biraz dinlendikten sonra, bir kahve içelim dedik ve Tahmis Kahvesi‘nin yolunu tuttuk. Burda coşkuyla karşılandık, şarkılar türküler, müzik bizim için çalıyordu demek isterdim ama değil tabi, denk gelmiştik, ama çok eğlenceli oldu 🙂 Tahmis Kahvesi‘nde menengiç kahvesini denedik. Menengiç nedir derseniz, yabani antep fıstığı meyvelerinden yapılıyormuş, toplanıp, kurutulup, kavruluyor ve havanda dövülerek menengiç kahvesi elde ediliyormuş. Sade kahve içmeyi sevenlere biraz şekerli gelebilir ama buralara kadar gelmişken denemeden dönmeyin 🙂

Kahve sonrası biraz Gaziantep’in meşhur Bakırcılar Çarşısını geziyoruz. Çarşının içinde sürekli bakır dövme sesleri, ve kalaylama yapılmasına rastlıyorsunuz haliyle ve izlemesi keyifli cidden 🙂 Hediyelik bişeyler almak isteyenler için güzel seçenekler var burada, bakılabilir. Ardından Mağara kafenin otantik ortamında çayımızı içip, acıkmayı bekliyoruz. Şaka şaka çayı içip hemen kalktık, çünkü Antep’te acıkmayı beklemek mümkün olamaz 🙂

Evet katmer yedik, kahve ve çay içtik ama nerde kebaplar, küşlemeler diyerek büyük bir hevesle meşhur İmam Çağdaş‘a gittik 🙂 1887 yılına dayanan tarihiyle hakkında çok yorum var buranın, kimisi çok beğeniyor, kimisi hiç beğenmiyor belki ama biz çoook beğenenlerdeniz. Böyle yerlerde servis, güler yüz, ilgi alaka çok önemli ve bunu bize garsonumuz Hasan abi (abi demeyi bir borç bilirim, sağolsun varolsun) çok güzel sağladı. Tabiri caizse kendi elleriyle hazırladı herşeyi, sosladı, kesti böldü, baharatladı, dürüm yaptı, bu böyle yenir dedi adeta ve her şey efsaneydi. Böyle olduğu için zaten 2. günümüzde doyamadık bir daha gittik. Neler yedik derseniz ? En efsanesi ali nazik kebabı idi, gerçekten yok böyle bir lezzet, kesinlikle deneyin. Fındık lahmacun yine enfesti. Küşleme, ah o küşleme nasıl güzel tadında kararında pişmişti öyle anlatamam, gerçekten alkışı haketti. Soğan kebabı, Hasan abinin hazırlayışıyla ve soslarıyla muhteşem bir şeye dönüştü gerçekten. Tastan içtiğimiz ayranımız, simit kebabı ve patlıcan kebabı da cabası. Hepsini yedik hiç sıkıntı yaşamadık 😀 Üstüne bir de havuç dilim gelince, off bizden iyisi yoktu vallahi. Sonrasında arka avluda güzel bir çay içtik. Gerçekten İmam Çağdaş‘tan Gaziantep seyahatimize yaraşır bir şekilde mutlu ve tok ayrıldık 😀

Bu tokluk üstüne biraz yürümek ve güneşi batırmak için Gaziantep Kalesine çıktık ve kalenin içindeki Kahramanlık Müzesini gezdik. Müzede Kurtuluş Savaşı sırasındaki kahramanlıklar, resimler ve heykellerle başarılı bir şekilde anlatılmıştı. Müze turumuz sonrası, kalenin surlarında fotoğraf çekilip gün batımını izleyip, eski sokaklara doğru yürüyüşe çıktık.

Önce bir yerde önerildiği için lahmacun denedik ama pek beğenmedik onu. Biraz dinlenmek için bir cafede türkü dinleyip biraz nargile keyfi yaptıktan sonra, çok methedildiği için Küşlemeci Mehmet Usta‘ya gittik, fakat burayla yıldızımız barışmadı pek malesef, belki servisten belki akşam biraz geç gitmiş olmamızdan bilemiyoruz, ama bizi sarmadı pek. Zaten çok tok olduğumuz için az şey sipariş etmemize rağmen, Gaziantep genelinde ödediğimiz en yüksek hesabı ödemiş olmaktan dolayı da biraz mutsuz olduk. Ama lezzeti kötü müydü hayır, kötü diyemeyiz, ama muhteşem miydi o da hayır 🙂

Sıra geldi benim heyecanla beklediğim künefe faslına, Cumba Künefe‘de enfes bir künefe yiyerek günü kapattık. Ben normalde de künefe çok severim, ve öyle her yerde de beğenmem, ama gerçekten burda künefe yemeden dönmeyin, çok ciddiyim. Tatlının yanında getirdikleri süt ve meyveler de ayrı bir tat ve hava katıyor ve tatlının o ağırlığını alıyor yanındakiler. O yüzden süte ve meyvelere hayır demeyin, yiyin 😀

Geldik ikinci günümüze 🙂 Sabah uyanır uyanmaz beyran içmek için Metanet Lokantasına gittik. İçinde bol kuzu eti var ve kesinlikle sirke, limon ve biraz da acıyla yiyin ki tadı çıksın 😀 Beyran içip güne güzel başlamamak mümkün değil gerçekten 😀

Beyran sonrası ise durağımız Ciğerci Mustafa Kemal oldu, yemek yerken bir yandan da garsonlardan, ya da taksicilerden, esnaftan, nerde ne yenir sorup öğreniyorduk. Ciğerci Mustafa Kemal’in adını da çok sevmiştik, ve asıl gitmek istediğimiz yer Ciğerci Ali Haydar‘ı kaçırınca, buraya gitmeye karar verdik. Ama pişman değiliz, gerçekten çok lezzetliydi ciğeri, İstanbul’da yediğimiz gibi de öyle küçük küçük değil, büyük büyüktü ciğerler. Ciğerci Ali Haydar için söylenen çok şey var tabi, oraya gidemediğimiz için üzüldük çünkü sabah 5te açılmış ve yine sabah 9da ciğer bittiği için dükkanı kapatıp gitmişti ustamız, kendisi zaten eskiden Gaziantep yazısının orda bir seyyarda iş yapıyormuş ve sonraları bir dükkana geçmiş artık çok tutulunca. Hayatında ciğer yemeyen insanlar bile, eğer bir kere ciğer yiyecek olsam o da Ali Haydar Usta‘dan olur diyorlarmış, ki bir tanesi bize dedi bu cümleyi 😀 dolayısıyla saatlere de dikkat edin, siz bizim gibi yapmayın ve Ali Haydar Usta’nın ciğerini tadın.

Doğuya gelmişken içli köfte yemek niyetindeydik, bunun için de en uygun adresin Aşina Lokantası olduğuna bir taksici abimizin sözüne güvenerek karar verdik. İyi ki de vermişiz, orda yuvalama da denedik, yuvalama eh işte idi ama içli köfte gerçekten güzeldi, hakkını vermek lazım.

Geldik baklava yemeye, bunun için de yine gitmeden olmaz denilen Koçak Baklava‘ya gittik. Evet evet farkındayım, sabahtan beri yiyoruz ama amaç da bu değil mi zaten 😀 Koçak Baklava’da, havuç dilim, şöbiyet ve fıstıklı baklava yedik. Ben şöbiyeti pek beğenmedim ama diğerleri güzeldi. Havuç dilim denemenizde fayda var, sulu sulu, çıtır çıtır, offf 🙂

Sırada Zeugma Mozaik Müzesi var, yok yok orayı yemicez valla, bi gezip gelcez 😀 Zeugma Müzesi, gerçekten büyük bir müze, müzenin girişinde mozaiklerin müzeye taşınmasını ve hikayesini anlatan bir kısa film var 10dk sürüyor, onu izlemekte fayda var gezmeden önce. Müzenin giriş ve güncel fiyat bilgisi için tık tık… Müzenin hikayesi ve tarihi ile ilgili bilgi için ise buraya tık tık…

Müzeye gitme sebebimiz tabi ki de Kebapçı Halil Usta‘ya yakın olması değil, hayır hayır, lütfen öyle düşünmeyin. Müze de gezmek istedik, orayı gezmeden dönemezdik 😀 Müzeye gitmişken biz Kebapçı Halil Usta‘ya da uğrayalım dedik, gerçekten (gözlerini kapatmış maymun emojisi). Fazlasıyla tok olduğumuz için sadece çok güzel olduğu söylenilen küşlemesini tadabildik, ama gerçekten söyledikleri kadar varmış, güzel pişmiş nefis bir küşlemeydi, tadı damağımızda kaldı, o kadar tok olmasaydık da biraz daha yeseydik diye bile düşündük. Artık yeter daha ne yiyeceksiniz dediğinizi duyar gibiyim, ama daha bitmedi 😀

Daha anlatamıcam çünkü burdan sonra yukarda bahsettiğim Metanet Katmercisinde katmer yiyip, İmam Çağdaş’ta Hasan abiyi tekrar ziyaret ederek, midemizde kalan son yerleri de doldurup, sonra uçağımıza yetişmek üzere, yola çıktık. Böylelikle Gaziantep maceramızı da burada sonlandırmış olduk. Yapımda ve yayında emeği geçen herkese teşekkür eder, bir başka yeme içmenin böyle bol olduğu seyahatte görüşmek üzere diyerek yazımı sonlandırırım.

Sizin varsa Gaziantep yorumlarınız, yapılması gerektiğini, yenilmesi gerektiğini düşündüğünüz yerleriniz, yazın bir dahakine onları da yiyelim 🙂

 

Loading
Center map
Traffic
Bicycling
Transit

 

Etiketler : 2 günde Gaziantep nasıl yeniraşina lokantasıbakırcılar çarşısıCiğerci ali haydarciğerci mustafa kemalCumba künefeGaziantepgaziantep kalesiGaziantep yeme-içmeimam çağdaşkahramanlık müzesiKatmerkatmerci zekeriya ustakoçak baklavaKüşlemeci Mehmet Ustamenengiç kahveMetanet Katmermetanet lokantasıtahmis kahveZeugma Mozaik Müzesi

6 yorum

  1. Tuğçe eline sağlık 😍 Çok akıcı yazmışsın, Antep’e defalarca gittim ama bir daha gidersem sadece yazını açacağım. Sevgiler 🌿

    1. Çok teşekkür ederim canım Esra 😘 Senden bunu duymak çok güzel, çok mutlu oldum 🤗😍

    1. Çok teşekkürler 🙈 Ben zaten bu güzel günlerimiz kalıcı olsun istedim, biraz da ondan yazdım ☺️ Beğenmene sevindim 🤗

  2. Valla yazıyı okumaya başlar başlamaz bir yandan uçak biletlerine bakmaya başladım 🙂 Bakalım 1-2 aya gidersem bu yazıyı bir pusula olarak kullanacağım 🙂

    1. Şu yorumu okuduğuma o kadar mutlu oldum ki anlatamam, çok teşekkür ederim. Giderseniz bol bol hikaye atın ben de hasret gidereyim bakarken ☺️

Yorum Bırakın :)